Apollo 13 Ay Görevi

Apollo 13 ay görevi

Apollo 13 Ay Görevi

Nasa’nın en büyük insanlı ve insansız uzay projelerinden biri olan Apollo görevleri, başarılı ve başarısız olmak üzere iki kategoride yer almaktadır. Apollo 13’te başarısız görev olarak sayılmıştır. Fakat Apollo 13’ün teknik arızasından dolayı bu görev imkansız gibi görünse de, Dünya’ya dönüş çalışmaları bu başarısız görevi başarılı bir şekilde öngörüp, Apollo görev listelerine adını altın tarihe yazdıracak şekilde akıllarda kalıcı olmuştur. Ayrıca Apollo 13’ten önceki görevlerin hepsi başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Fakat Apollo 13’te gerçekleşen bir tekniksel hata yüzünden Ay yüzeyine iniş yapmadan, Ay çevresinden dolanarak Dünya’ya dönüş çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Kısacası, Apollo görevlerinde tek sorun yaşayan mürettebat; Apollo 13 mürettebatı olarak Nasa’nın tozlu arşivlerinde yerini almıştır.

Apollo 13 Mürettebatı

Apollo 13, 1970 yılının Mart ayında fırlatılması planlanan insanlı Ay projesiydi. Fakat 3 mürettebattan birinin hastalığa yakalanması sonucu, fırlatılma ileri bir tarihe ertelendi ve astronotun hastalığını yenmesi beklendi. Fakat her şey umdukları gibi gitmeyince, mürettebatı değiştirme kararı alan Nasa, 11 Nisan 1970 yılında Apollo’yu sorunsuz bir şekilde yeni mürettebatına katılan astronot ile fırlattı.

Orijinal Mürettebat:
- James Lovell
- John Swigert
- Fred Haise

Değiştirilen Mürettebat:
- Thomas K. Mattingly yerine John Swigert mürettebata alınmıştır.

Not: Thomas K. Mattingly’nin yaşamış olduğu sağlıksal sorun, Alman Kızamığı olarak adlandırılan ve zor geçirilen bir hastalıktır.
apollo 13 astronotları

Apollo 13'ün Tekniksel Sorunu

Fırlatma anında hiçbir sorun yaşamayan Apollo 13, 3 astronotu ile Dünya atmosferinin dışına sağlıklı ve güvenli bir şekilde çıktı. Fakat birkaç gün sonra, 3 astronot büyük bir patlama duydu. Nasa’nın komuta merkezine bildirilen tekniksel sorun; Houston, bir sorunumuz var!, olarak tarihe kazıldı. Bu patlama astronotların, araç içerisinde kullanmış olduğu oksijen tankını da patlattığı için sorun iyice büyüdü ve Nasa’nın acilen olaya el atması gerekiyordu.

Büyük patlamanın sebebi ise, Nasa mühendisleri tarafından araştırılarak çözüme kavuşturuldu. İşte büyük patlamanın sebebi: Oksijen tanklarının içerisinde bulunan soğutucu fanlar, kısa devreye neden oldu. Ayrıca bu kısa devre, fan motoruna bağlı tüm ana motorların da patlamasına yol açtı. Ay modülü içerisinde bulunan sıcaklık ayarlayıcısı, oksijen basınç dengeleyicisi vb. ana yaşam formülleri tamamı ile kapanmıştı. Fakat Nasa komuta merkezi, 50 mühendisi ile 3 astronotu Ay’a indirmeden Dünya’ya döndürmeyi başarmıştı.

Ve uzun uğraşların sonunda Apollo 13 mürettebatı sağlıksal sorunlar yaşamadan güvenli bir şekilde Dünya atmosferine girerek, Nasa’nın planlamış olduğu yere indirildi. 3 astronotun da sağlıksal sorunları olmadığı tespit edilip, Dünya uzay tarihine ‘’başarısızın başarılısı’’ olarak yazıldı. Apollo 13, Dünya’ya 17 Nisan 1970 yılında indirildi. Mürettebat, Ay modülünü uzay boşluğuna bırakarak yükünü hafifletti ve yaşam kapsülü ile başarılı bir şekilde iniş yaptı.

Dolunay İsimleri ve Anlamları

dolunay isimleri ve anlamları

Dolunay İsimleri ve Anlamları

Geçmiş kültürlerden ve günümüzün kültürlerinden birçok kez dolunaya farklı türlerde isimler verilmiştir. Bu kültürlere örnek verecek olursak; Yerli Amerika, Çin, Yerli İngiliz, Yeni Gine gibi köklü kültürlerdir. Ayrıca Yerli Amerikalılar, mevsimleri ve Ay’ın döngülerini takip etmek için dolunayın parlaklıklarından ve gelgitlerinden faydalanmışlardır. Kısacası, Tam dolunayın gözlemlenmesi farklı doğa olaylarında kullanılmıştır.

Dolunay İsimleri Nelerdir?

Yerli Amerikalılarının, Çinlilerin, Yerli İngilizlerin ve Yeni Ginelilerin kullanmış olduğu köklü aylar ve lakaplar aşağıdaki gibidir.

Ocak, Kurt Ay: Birçok kültür bu ayı; Kar Ay’ı olarak adlandırır. Ayrıca bu ayda kurtların uluması daha da artış gösterir. En soğuk dolunay ayı olarak bilinir.

Şubat, Kar Ay: En çok kar yağan aydır ve bu ismi kullanan kültürler, Açlık Ay’ı olarak isimlendirmişlerdir.

Mart, Solucan Ay: Soğuk aylarda yağan kar, dağların tepesinden ve yerleşkelerden eriyerek solucanların çıkmasına katkı gösterir ve tüm kültürlerde, Hristiyan Ay’ı olarak bilinir. Ayrıca isimleri ise; Kabuk Ay’ı ve Lenten Ay’ı olarak anılır.

Nisan, Pembe Ay: Genellikle hoşgörü ile karşılanan bir ay olup, çiçeklerin ve ağaçların açmasına izin veren bir mevsimsel Ay olarak bilinir. Tüm kültürlerde en çok sevilen Ay’dır. Büyüyen Ay olarak adlandırılır.

Mayıs, Çiçek Ay: Çiçekler açar ve tam bitki halini alırlar. Kültürlerde farklılık gösteren tek Ay’dır. Ayrıca Dikim Ay ve Süt Ay’ı olarak isimler verilmiştir. Bu iki isim halen eski kültürlere sahip çıkan kabilelerde kullanılıyor.

Haziran, Çilek Ay: Kültürel değerlere sahip çıkan kabileler arasında düzenlenen çilek etkinliklerine değinerek Çilek Ay’ı olarak isimlendirilmiştir. Bu Ay’a özel kültürlerde farklı şekillerde etkinlikler ve yarışmalar düzenlenerek, eğlenceler yapılmaktadır.

Temmuz, Geyik Ay: Bu Ay’da, genellikle geyik avlandığı için Geyik Ay’ı olarak anılır. Yerli Amerikalıların rivayetine göre; en büyük Geyiği vuran kişi, Ay’ın en sevdiği insan olarak ödüllendirilir ve sık sıkta diğer insanlar tarafından hediyeler verilirmiş.

Ağustos, Balık Ay: Genellikle balıkların çok olduğu Ay olarak bilinir. Ayrıca Mersin balığından konan bir ismi vardır. Ağustos ayının, kültürsel olarak ismi Mersin Balık Ay’ıdır.

Eylül, Hasat Ay: Yerli Amerikalıların, mısır, kabak, fasülye gibi gıdaları yetiştirdiği ve topladığı Ay olarak bilinir. Amerikalılara göre, en parlak Ay’dır ve en güzel görünen Ay olarak da bilinir.

Ekim, Avcı Ay: Diğer Ay'lardan daha çok yemek tüketilen Ay'dır. Ayrıca bazı aylarda Hasat Ay'ı yerine bu Ay sayılır ve Eylül Ay'ı direk Ekim Ay'ına girer. Bu olay sadece Yerli İngilizlerin kabilelerinde vardır.

Kasım, Kunduz Ay: Soğuk Ay’ların hayvanı olarak bilinen ve genellikle Çin, Amerika gibi yerleşkelerde yaşayan kunduz faresinden gelen bir isim olarak konulmuştur. Bazı kabileler sadece Fare Ay’ı olarakta anmaktadır.

Aralık, Soğuk Ay: Soğuk Ay’ın vücutlara işlediği ve artık kalın giyinmenin işareti olarak Soğuk Ay olarak bilinir. Genellikle tüm kültürler ve Hristiyan olarak bilinen kabileler bu Ay’ın gelişini sokaklarda ateş yakarak kutlarlar ve Ay’ın altında dans ederler.

Not: Yukarıda bahsedilen Ay’ları, günümüzde kullanan kültürler ve kabileler halen vardır. Ayrıca, bu Ay’ları en çok kullanan kesim; Amerika’da yaşamaktadır.

Vixen Star Pal 60L Teleskop İncelemesi

Vixen Star Pal 60L teleskop incelemesi

Vixen Star Pal 60L Teleskop İncelemesi

Vixen markasını benim gibi hiç duymadığınızı biliyorum. Piyasada Vixen markası gibi birçok teleskop dolaşmakta fakat günümüzün kaliteli markaları arasında bu isimler sıkça duyulmuyor ve teleskop mağazalarında yerlerini almıyorlar. Ancak, teleskop güzel ve genç arkadaşlarımız için oldukça ideal bir kaliteye sahip. O yüzden sizler için Vixen Star Pal 60L teleskop incelemesini yapmak istedim. Umarım benim kadar sizde bu teleskopun kalitesini beğenebilirsiniz. Ayrıca şunu da söylemek istiyorum; bu teleskop ay gözlemi ve derin uzay gözlemi için üretilmiş olup, gezegen gözlemi sırasında sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Şimdi Vixen Star’ın detaylı özelliklerine göz gezdirelim.


Vixen Star Özellikleri

Star Pal’ın optik tüp tasarımı achromatic olarak dizayn edilmiş ve D 60mm / F 910mm üzerine güzelce sabitlenmiş. Açıkçası bu özellik kaliteli teleskoplarda bile olmuyor ve özel sipariş üzerine fabrikalardan sipariş veriliyor. Bunun dışında; teleskopun ışık toplama gücü de bütçesine göre oldukça güzel, yaklaşık ışık toplama gücü; 73x olarak bizlere sunuluyor. Ayrıca derin uzay gözleminde zorluk çekmememiz için teslimat kargosunun içerisinde bir adet orta kalitede bulucu dürbünde aksesuar niyeti ile hediye ediliyor. Fakat bulucu dürbün umduğunuz kadar kullanışlı değil, ayrıca kırılgan bir malzemeden üretilmiş. Benim hiç hoşuma gitmedi ve aradığım özelliklerde bulucu aksesuarın içinde fazlası ile yok.

Vixen Star’ın içeriğinde 2 adette göz merceği hediye ediliyor. Bunların yaklaşık oranları; 1. göz merceği; H20mm, 2. göz merceği; H6mm’dir. Göz merceklerini kaliteli buldum fakat size yeterli gelmezse daha kaliteli mercekler ile değiştirebilirsiniz. Teleskopun ağırlığından bahsedecek olursak, göz mercekleri dışında 4 kilo geliyor. Göz mercekleri ile birleştirildiğinde yaklaşık 4.250 olarak bir artış gözlemledim. Bu tür ağır teleskoplarda, alüminyum tripod seçmemekte fayda var. Çünkü açık hava gözlemlerinde en hafif bir rüzgarda teleskopunuzu yere düşürebilirsiniz. Bunu da lütfen göz önünde bulundurun.

Vixen Star İle Gözlemlenecek Gezegenler

Teleskop ile tanıştığım ilk andan itibaren sadece ay gözlemi yapabildim. Ve oldukça beğendim fakat dediğim gibi göz merceklerini teleskop mağazasından dilediğiniz kaliteli ürünler ile değiştirebilirsiniz. Çünkü bu göz mercekleri gerçekten teleskop fiyatının çok altında kalmış diyebilirim. Ama bu söylediklerimi orta düzey gözlemci arkadaşlar için söylüyorum. Eğer yeni yeni gözlem yapmaya başlıyorsanız, eminim bu üründen oldukça tatminkar bir şekilde kalacaksınız.

Ay, aşağıdaki resimde görmüş olduğunuz gibi ışık toplama gücü sayesinde oldukça net ve düzenli bir şekilde gözüküyor. Fakat ışık kirliliği olduğu için teleskop merceği direk yapay ışıklardan faydalanıp, görüntü bazlı biraz görsel kirliliği olabilir. O yüzden bu teleskop ile ışık kirliliğinin yani düzenli yerleşkelerin olduğu yerde gözlem yapmamanızı öneririm. Aksi taktirde bu teleskop ile gözlemleriniz kötü geçebilir.
vixen star ile gözlemlenecek gezegenler

Vixen Star Almalı Mıyım?

Piyasada ki birçok üründen iyi denilebilecek düzeyde bir teleskop. Fakat aldığınız mağazadan, yukarıdaki anlattığım parçalarını değiştirirseniz daha iyi olacak ve gözlemleriniz daha zevkli ve kaliteli geçecektir. Onun dışında fazla bir söze gerek duymuyorum. Gönül rahatlığı ile alabilirsiniz.

Büyük Patlama - Big Bang Nedir?

büyük patlama big bang nedir?

Büyük Patlama - Big Bang Nedir?

Sonsuz evrenin ve Dünya’mızın oluşmasına dair kanıtlanamayan fakat teori bazlı en sağlam nesnel yargı olan büyük patlama, diğer adı ile big bang olarak adlandırılır. Evren yaklaşık olarak 14 milyar yaşında olup, aşırı derecede ki sıcak ve yoğun iyonik maddelerden meydana geldiği bilim adamlarınca düşünülmektedir.


Ayrıca günümüze kadar gelen big bang teorisi, geniş kapsamlı olarak astronomi camiasının en üst düzey teorisi olarak bilinmektedir. Bu teori ilk defa 1920’lerin başında 2 ünlü bilim adamı tarafından ortaya atılmıştır. Birkaç bilim adamı ve fizikçiler tarafından da kabul görmüş olup, günümüze kadar nesnelliğini korumuştur. Halen de evrenin başlangıcı bu teori üzerine kurulu olarak bilinir.

Evren Nasıl Oluştu? 

Büyük patlamadan önceki evren, boş ve siyah bir boşluğu andıracak kadar korkunç denilebilecek düzeydeydi. Fakat milyonda bir görülen iyonik maddeler evrenin boşluğunda sürekli çarpışmaktaydı. Bu çarpışmaların sonunda iyonik maddeler güçsüz olan sıradan maddeleri yok ederek, bir kıvılcım misali parıltılı foton enerjisini oluşturdu. Fotonun oluşması; bir balonu şişirdiğimizce yüzeysel genişliğinin daha fazla gözükmesi gibi, evrenin de yüzeysel genişlemesinin en büyük öngörüsü olmuştur. Yani evren foton enerjisi yüzünden bugün ki sonsuz denilebilecek halini almıştır.

Fakat bu genişleme sıradan ve normal bir şekilde değil, güçlü sonik bir patlama gibi meydana gelmiştir. Bu patlama ile; maddeler, toz bulutları, yaşam mineralleri, yıldızlar ve son olarak galaksiler oluşmuştur. Ayrıca big bang yani büyük patlamanın evrenin bir köşesinde halen yaşandığını da olgun etkileri sayesinde görebiliyoruz. Buna en iyi örnek; evrenin halen genişlemesi ve uzay boşluğunda ki sıcaklığın giderek azalmasıdır.

Evrenin Genişlemesi Nedir?

Evrenin genişlemesi, 2005 yılından beri bilim adamları tarafından araştırılmaktadır. Fakat yukarıdaki anlatımlarım da dediğim gibi; en iyi açıklayıcı örnek, evrenin sebepsiz yere halen genişlemesidir. Bu genişlemenin en büyük teorilerinden birisi; Güneş sistemine yakın olan devasa ve küçük boyutlarda ki galaksilerin, yıldızların giderek bizden uzaklaşmalarıdır. Ayrıca gök cisimlerinin bizden uzaklaştığını da anlamamız için;  x ray cihazlarında kullanılan teleskoplara takılan bir gözlem aleti aracılıyla Hubble Uzay Teleskobu gözlemlemiştir. Bu gözlemde: Evren genişlerken bazı gök cisimlerinin bize daha da fazla yaklaştığını görürüz, eğer herhangi bir gök cismi bize yaklaşıyorsa; o cismin doğal ışığını mor renge çalan 2. kadir grubunda bir parıltı olarak görürüz.

Eğer gök cismi bizden uzaklaşıyorsa ve evren gitgide büyüyorsa; o cismin ışığını 2. veya 3. kadir olarak görürüz. Doğal ışığın rengi ise ateş kırmızısı olarak teleskop merceklerine yansır. Bunun nedeni, evren çizgilerinden ve tayf çizgilerinden dolayıdır.
Evrenin genişlemesi nedir?

Evren Genişlemesi Ne Zaman Duracak?

Bilim adamlarının açıkladığı bilgilere göre; evrenin ne zaman duracağı veya ne zaman tekrardan büyük bir patlama olacağı meçhul durumdadır. Hiçbir teori veya kanıtlanabilirliği olmayan bilgi bu durumu kabul etmemektedir. Fakat bazı bilim adamlarına göre; evren haddinden fazla bir şekilde genişliyor ve gitgide daha da fazla yıldızlar, galaksiler türüyor. Bu durumun iki şekilde açıklayıcı noktası var; ya tekrardan büyük bir patlama meydana gelecek, ya da evren bu şekilde büyüyerek sonsuz bir şekilde ilerleyecek.

Not: Evrenin genişlemesi hakkında çalışmalar halen devamını sürdürüyor ve ilerleyen teknoloji çağında sonsuz evrene bir uydunun gönderileceği de biliniyor. Evren, olabildiğince insanoğlundan kendini saklamayı başarıyor…

Yer Çekimi Nedir?

Yer çekimi nedir?

Yer Çekimi Nedir?

Eminim, Newton ve o ünlü elmasını hepiniz duymuşsunuzdur. İşte günümüze kadar gelen yer çekimi kuvveti o elmanın sayesinde kanıtlanmıştır. Yani yer çekimi kuvveti aslında her nesnenin kütle çekim kuvvetine eşdeğerdir. Kısacası, görünmez bir algılama yöntemi ile oluşmaktadır. Ayrıca yer çekimi dediğimiz, nesnelliği kabul edilmiş kuvvette herhangi bir düzen bozulması veya kütle çekim oranında azalma, çoğalma gibi olaylarda; Yıldızlar yörüngeden çıkarak birbirleri ile çarpışacaklar ve Güneş sisteminde bulunan tüm gezegenler birbirlerinin içlerine girerek büyük patlama teorisine benzer bir devasa patlama meydana gelecektir. Bu yer çekimi hakkında en doğru teori olarak anılmaktadır.

İnsanoğlunun, astronomi ve fizik kuralları arasında en az bilgiye sahip olduğu yer çekimi kanunu hakkında yeterli bir araştırma başarısı gösterememiştir. Ve yer çekimi kanunu, kendi kuvvetinde ilk ve tek özelliğe sahip, algılanabilen fakat görülemeyen bir obje olma olasılığı eşiğindedir. Ayrıca yer çekimi kuvveti diğer kuvvetlere nazaran daha az güç sarf etmektedir. Çünkü her nesnenin kütle kuvvetinden yararlanır ve normal bir orantıda yürümektedir.

Yer Çekimi Nasıl Oluşmuştur?

Yukarıda bahsettiğimiz Newton ve ünlü elması sayesinde ilk bilinirliği 1687 yılında Newton’un yazmış olduğu bir kitapla duyurulmuştur. Bu bilgi Newton’un yazmış olduğu bilimsel bilgiler sayesinde günümüze kadar nesnel olarak kabul edilmiştir. Newton, kısaca yer çekiminden şu şekilde bahsetmiştir; herhangi bir nesneler arasında, birbirlerinin çekim kuvveti olduğu için aralarında ki güçlü kuvvet doğru orantılı bir şekilde gözlemlenmiştir. Ve bu doğru orantı kare bazlı hesaplanmış olup, aynı zamanda ters orantıda iş görmektedir.

Albert Einstein, Newton’un bu bilimsel teorisinin üzerinde çalışarak daha da kanıtlanabilir yapmıştır ve günümüzce iki bilim adamının bilimsel yargılarından yararlanılmaktadır. Ayrıca yer çekimi kanunu hakkında da sadece Newton’un kitabında bahsetmiş olduğu kadar bilgi vardır. Halen bilim adamlarınca tekniksel konuda ele alınmaktadır fakat elle tutulur bir sonuca varılmamıştır.

Not: Newton ve Einstein’den sonra yer çekimi kanunu hakkında bilimsel araştırmalar yapan bir diğer kişi de; Michael Denton’dur. Michael, yer çekimi kanunu hakkında kısa ve öz bir araştırma yapmış olup, şu sözleri söylemiştir: Sadece 1 dakikalığına yer çekimi kanunun orantısı bozulursa; yıldızlar ve galaksiler birbirlerinin içine girerek evreni patlatacak kadar büyük bir sonik patlama meydana getirebilirler. Hatta bu olay dakika bazlı değil; ilk 20 saniyede gerçekleşir.

Yer Çekiminin Başlıca Özellikleri

Yer çekiminin Dünya’da kanıtlanabilirlik açısından en doğru ve en sık gözlemlenmiş 5 özellikleri aşağıdaki maddelerde verilmiştir. Bu bilgiler Dünya’da ki yer çekimi hakkında nesnel olarak kabul edilmiş kanun maddeleri arasındadır.

1- Yer çekimi olarak adlandırılan kanun, sadece Dünya için değil, evrende bulunan tüm gök cisimleri için geçerlidir.
2- Yer çekimi kuvveti ağırlık bazında hesaplanır ve gram ölçü birimi kullanılır.
3- Uzay boşluğu olarak adlandırılan, siyah renklerden meydana gelen kısımda yer çekiminin birimi sıfır olarak gözlemlenmiştir. Yani uzay boşluğunda çekim kuvvetine rastlanılmamıştır.
4- Dünya’nın uydusu olan Ay’da, yer çekimi kuvvetine kendi ismi, Ay çekim kuvveti adı verilir. Ancak Ay’daki yer çekimi Dünya’daki kadar ağır değildir.
5- Ay’da bulunan yer çekimi, Dünya’dakinden 6 birim kadar daha hafiftir.

Curiosity Keşif Aracı

Curiosity keşif aracı

Curiosity Keşif Aracı

Türkiye’de ‘’meraklı’’ olarak bilinen Curiosity, Mars gezegeninin orta büyüklükteki keşif aracıdır. Curiosity, ABD’nin Florida eyaletinden 2011 Kasım ayında sorunsuz ve başarılı bir şekilde Dünya atmosferinin dışına fırlatılmıştır. Aradan bir yıl geçtikten sonra, 2012’nin Ağustos ayında Mars gezegenine sorunsuz bir şekilde iniş yapmıştır. Nasa’nın açıkladığı bilgiye göre; Curiosity’nin iniş takımları sorunsuz bir şekilde açılmış olup, Mars yüzeyinde bulunan küçük çaplı kratere başarılı, darbe almadan iniş yapmıştır. Bilgisini basın ajanslarıyla paylaşmışlardır. 

Curiosity’nin asıl amacı, Mars atmosferinin iklim değişimlerinde ki statik farklılıkları, yaşam fonksiyonları, toprak minerallerinin çeşitliliği ve son olarak, toprak altında bulunan nemli yapıda ki su yoğunluğunun ölçülmesidir. 2017 yılına kadar da Curiosity sorunsuz bir şekilde Nasa’ya veri depolayıp radyo sinyalleriyle göndermektedir. Şuana kadar ciddi bir tekniksel sorun yaşamamış olup, kendini yenileyebilecek kapasitede çip beyin olarak adlandırılan özel araçları vardır. 

Not: Curiosity’nin Dünya’dan kumanda yönetimini yapan ekip: Mars Bilim Laboratuvarı’dır. 

Curiosity’nin Özellikleri

Curiosity’nin yakıt depolama birimi tamamen Nasa’nın mühendisleri tarafından araca özgü yapılmış olup, uzun ömürlü çalışılması öngörülmektedir. Aracın yakıt mekanizması, Radyoizotop adı verilen ısı saklama ile çalışan bir dönüşümlü elektrik akımından meydana gelmektedir. Bu elektriksel dönüşüm, genellikle yapay uyduların ve insansız hava araçlarının yakıt verisi için kullanılır. Ayrıca oldukça pahalı bir malzemeden meydana gelmektedir. 

Curiosity’nin fiziksel özellikleri 4 ana temele dayanır. Bunlar; Isı saklama sistemi, oto bilgisayarlar, haberleşme sistemleri ve hareketlilik sistemleridir.
Curiosity mars yüzeyi fotoğrafı

Isı Saklama Sistemi:

Mars yüzeyinde toprak oldukça yakıcı bir hale büründüğünde Curiosity, radyoizotop mekanizması sayesinde kendini şarj ediyor ve fiziksel olarak daha kuvvetli bir şekilde keşif yapabiliyor. Ayrıca ısı sistemlerinin içinde fazla ısı almasına karşı nemlendirici hortumlar bulunuyor ve ısıyı dengeleyerek aracın herhangi bir teknik sorun yaşamasına izin vermiyor. 

Oto Bilgisayarlar:

Nasa, yapay zeka geliştiricileri tarafından araca tamamen sıfır şekilde izole edilmiş bir oto bilgisayar vericisi takılmıştır. Bu bilgisayar, normal bilgisayarlar gibi işlem görmektedir. Fakat aracın dahili sıcaklık birimini ayarlayabiliyor ve araç içerisinde tekniksel bir sorun olduğunda Nasa kumanda merkezini uyarabilme gibi özellikleri vardır. Bu bilgisayarın içerisinde; ısı koruyucu mekanizması, 256 MB Ram, 2 GB Flash Bellek aygıtları bulunmaktadır. Ayrıca veri kaybı yaşamasına karşılık araç kendini sürekli kayıt altına almaktadır.

Haberleşme Sistemleri:

Aracın içerisinde oldukça kuvvetli olan 2 adet haberleşme vericisi bulunmaktadır. Bunlar; doğrudan iletişim ve bantlı alıcı-verici şeklindedir. Ayrıca iki verici ile de frekans yolu ile haberleşme yapılmaktadır.

Hareketlilik Sistemleri:

Araç üzerinde tam 6 adet içten silindirli, taş vb. maddelere karşı dayanıklı lastikler vardır. Mars yüzeyinde tırmanış gibi faktörleri yaparken, aracın alt kısmının darbe almasına karşı spor amortisör sistemi de takılmıştır. Ayrıca iz sürücü gibi benzeri olmayan sensör aracın beyin kısmında işlem yapmaktadır. 

Curiosity’nin Robotik Kol Mekanizması

Araç içerisinden hidro sistemli bir şekilde bağlanılmış bir kol bulunmaktadır. Bu kolun yaklaşık açılabilirlik kapasitesi; 2 metre civarındadır. Curiosity, bu kol sayesinde herhangi bir nesneyi 360 derece çevirebilir ve anlık olarak fotoğraflayabilmektedir. Ayriyetten, kol yüzeyinde bulunan; çekiç, balyoz ağızlı araç-gereçler Mars yüzeyinden örnek alabilmek için toz haline getirme gibi alanlarda kullanılabilmektedir. 

Astronot Nedir?

Astronot nedir?

Astronot Nedir?

Astronot, uzayda özel kıyafetlerin içinde görev yapan insanlara verilen mesleki isimdir. Farklı diller aracılığıyla değişik kelimeler ile de telaffuz edilebilir. Bunlara en iyi örnek; Rus dilinde Kozmonot’tur. Ayrıca uzaya gönderilen insanların öncülüğünü de iki gelişmiş ülke olan ABD ve Rusya yapmıştır. Uzaya ilk çıkan erkek, Yuri Gagarin adında Sovyetler Birliği milletine bağlı Rus kökenli hava komutanıdır. Kadın olarak da yine Sovyetler Birliğine bağlı Rus kökenli, Valentina Tereşkova olarak bilinmektedir. Ayrıca uzaya gönderilen ilk insan olmayan canlıda, Layka adında dişi bir köpektir. Layka’nın sahibi ise yine Sovyetler Birliği ordusudur. Rusya’nın ardından ABD’de uzay programları adı altına çok önemli bir adım atıp, Ay’a Neil Amstrong ve mürettebatını göndermiştir.


Astronot Olabilmek İçin Yapılan Testler

İnsanlar, astronot olabilmek için uzun süren bir yorucu eğitim programından geçiriliyor. Örneğin; vücudunuzda dolaşan kan basıncını duyabileceğiniz sessiz bir odaya yerleştiriliyorsunuz ve bu odada dakikalarca durabilme testine katılıyorsunuz. Bunun haricinde havasız ve yer çekimsiz ortamlar için suyun altında astronot kıyafetleri ile birlikte farklı testlere tabii tutuluyorsunuz. En son olarak, G kuvvetine maruz kalabilmeniz için jet benzeri özel uçaklar ile gökyüzünde uçuş denemelerini de giriyorsunuz.

Bu gibi özel eğitimlerden geçen insanlar, Nasa gibi büyük kurumsal şirketlerde çalışma imkanına sahip olabiliyor. Ayrıca günümüzde astronotların çoğu öğretmenler, doktorlar ve fizik uzmanları arasından seçiliyor.


Astronot Kıyafetlerinin Özellikleri

Uzayda herhangi bir tedbire karşı ve yapay uyduların tamiri gibi özel teknik konularda uzay yürüyüşü için gerekli olan en büyük öneme sahip kıyafetlere, astronot kıyafetleri denir. Bu kıyafetlerin en büyük özellikleri içinde oksijen alabilme gibi yaşamsal fonksiyon başta gelir. Ayrıca bir adet astronot kıyafetinin maliyeti yaklaşık olarak 5 milyon dolar civarındadır. Bu özel kıyafetlerin özelliklerine gelecek olursak; 15 katmandan oluşan kadife ve çelik tozlarından yapılmaktadır. Kıyafetlerin içerisinde, oksijen tüpü ve basınç ayarını tetikleyecek özel aletler bulunmaktadır.

Not: Astronot kıyafeti üreten ülkeler; ABD ve Rusya olmak üzere iki adet ülke tarafından imal edilmektedir. Yakın zamanda bu ülkelerin arasına Çin’de girecektir.
Uzayda yürüyüş yapan astronot

Uzayda En Uzun Süre Kalan Kozmonot

Valeri Polyakov, Rus kökenli astronom bilimi ile uğraşan bir kozmonottur. Kozmonot kariyerine 1972 yılında seçilmiş olup, Ruslara ait Mir uzay istasyonunda 14 ay yani 426 gün geçirmiştir. Ayrıca 426 günün yarısını uzayda kozmonot kıyafetiyle yürüyüş yaparak bitirmiştir.

Valeri Polyakov’un uzaya çıkmış olduğu uzay araçları ise Soyuz olarak adlandırılan özel yaşamsal destekler içeren kapsüller olmuştur. Bu kapsüller halen Rusya’nın uzay müzesinde sergilenmektedir.

Uzay Mekikleri ve Teleskop Gözlemi

uzay mekikleri ve teleskop gözlemi

Uzay Mekikleri ve Teleskop Gözlemi

Uzay mekikleri, insanlı uzay görevlerinde en önemli araçtır. Çünkü mürettebatı sağlıklı ve güvenli bir şekilde dış etkenlerden korur. Hatta uzun süren görevlerde, astronotlar uzay mekiklerinin içinde tüm ihtiyaçlarını giderirler. Mekikleri insanlı uzay projelerinde ilk kullanan ve yapımını üstlenen uzay şirketi Nasa olmuştur. 1981 yılının son aylarında kullanmaya başlamış olup, başarılı bir şekilde atmosfer dışına çıkartılmıştır. 1981 yılından itibaren Nasa, günümüz teknolojisi ile donattıkları uzay mekiklerini kullanmaktadır. En güvenilir uzaya taşıma araçları olarak da bilinmektedir.

Ayrıca uzay mekiklerinin her uzaya çıkışından ve inişinden sonra, onarım ve temizleme işlemleri yüksek maliyetli olduğu için Nasa, aynı mekikleri kullanmaktadır. Uzay mekiklerinin sadece atmosfer dışına çıkması demek, yaklaşık 50 milyon dolar gibi bir masraf demektir. Bu yüzden Nasa’nın mekiklere ayırdığı bütçe olağanüstü bir seviyededir.

Uzay Mekiklerinin İç Özellikleri

Uzay mekiklerinin iç özellikleri 3 ana temele dayanır. Bunlar; katı ve gaz iticileri, yakıt sarnıcı ve son olarak yörünge sabitleyicidir.

Katı ve Gaz İticileri

Uzay mekiğinin arka kısmında bulunan ve renkleri turuncuya çalan 2 çeşit, güçlü roketlerdir. Bu tür roketler uzay mekiğinin kalkışında kullanılır ve genellikle katı roket ile beslenmesi sağlanır. Atmosferin dışına çıktığında ise katı yakıt ile beslenmesi durdurulup, gaz yakıtına geçirilir. İlk kalkış anında katı yakıtın verilmesinin sebebi; herhangi bir itme kuvvetine karşı, patlama gibi sorunlarının yaşanmaması içindir.

Bu 2 güçlü roket sayesinde mekik atmosferden çıktığında, alt kısımlarından büyük paraşütler açılır ve Nasa’nın belirlemiş olduğu okyanus koordinatlarına düşer. Hazırda bekleyen ekipler roketlerin kullanabilirlik raporlarını çıkartırlar ve kullanabilirlerse gemi yardımıyla roketleri okyanus dibinden çıkartırlar. Hemen ardından kara arabaları ile Nasa’nın uzay mekiği fırlatma tesislerine götürürler.

Yakıt Sarnıcı

Katı ve gaz iticilerinin tam ortasında bulunan büyük yakıt borusudur. Genellikle içerisine soğuk hidrojen gazı doldurulur. Bunun sebebi; atmosferdeki sıcak basınçtan etkilenmemesi içindir. Mekiğe bağlı sarnıç, atmosferden sonra roketler gibi paraşütle okyanusa düşürülür. Fakat roketler gibi yüzeysel sağlamlığı yoktur. Direk parçalanır ve bir daha ki fırlatmalarda kullanılamaz hale gelirler.


Yörünge Sabitleyici

Uzay mekiklerinin gövde içerisinde bulunan açılır kapaklı hidrolik sistemidir. Bu sistem genellikle uzay mekiğinin içerisinde ki mürettebatların laboratuvarlarda çalışması için yapılmıştır. Ayrıca uydu bakım ve onarım görevlerinde uydunun kaldırılması için manuel kontrol edilen bir robot kolu bulunmaktadır. Bu robot kolu, uzay mekiğinin ana motoruna bağlı kalmaktadır.

Teleskop İle Uzay Mekiği Gözlemi

Uzay mekiklerini sürekli gözlemlemeniz imkansızdır. Çünkü her gün havalanan uzay mekikleri yoktur. Sadece uzay istasyonuna kargo taşıdığı veya bir uydunun acilen bakıma alınması ile Nasa’nın sitelerinde vermiş olduğu güne bağlı kalarak atmosfer dışındayken izleyebilirsiniz. Aşağıdaki fotoğrafta uzay istasyonuna astronotların ihtiyaçlarını taşıyan bir kargo mekiği gözlemini görüyorsunuz. Aynalı teleskop ile gözlemlenen bu mekik, 2013 yılında çekilmiştir. Sizde gözlem yapabilmek için, Nasa’nın veya farklı uzay şirketlerinin uzaya mekik gönderme haberlerini takip edebilirsiniz.
teleskop ile uzay mekiği gözlemi

Galaksi - Gökada Nedir?

Galaksi - Gökada nedir?

Galaksi - Gökada Nedir?

Galaksiler, insanoğlu tarafından Gökada olarak bilinir. İçerisinde bulundurduğu iyonik maddeler halen araştırılmaktadır ve karmaşık bir sistemden oluşmuş olduğuna kesin gözle bakılmaktadır. Galaksilerin çekimsel kuvvetleri, Kara deliklerin çekim kuvvetine eş değer olarak da nitelendirebilir. Çünkü toz ve çevresinde bulundurduğu plazmalar, sürekli çekimser bir hal almaktadır. Bu olayda Galaksilerin sürekli çekim alanı oluşturduğu ve uzay rengi olarak bilinen karanlığında karanlığı bir maddeden oluşmuş olduğu varsayılmaktadır. Uzay bilimi adına en sağlam teori budur.

Galaksiler diğer adları ile Gökadalar, içerisinde bulundurduğu milyarlarca yıldızı ve diğer gök cisimlerini çekim gücü ile bir arada tutmakta ve toz olarak adlandırılan bulutumsu maddeleri kendi iyonik maddeleri ile birleştirmektedir. Ayrıca yıldızlararası toz ve gaz olarak da birleştirme işlemine astronomi biliminde bu şekilde isim verilmektedir. Galaksilerin, yüzde 80’lik kısmı karanlık madde olarak adlandırılan, ışığı geçirmeyen bir iyonik renkten oluşmaktadır. Yüzde 20’lik kısmında ise gök cisimlerine yer vermektedir. Yüzde 20’lik kısımda bulunan gök cisimlerine örnekler verecek olursak; Dev gezegenler, ölmüş yıldızlar, cüce gezegenler, asteroitler, gök taşları, farklı türde bulunan Nebulalar, Kara delikler gibi önemli cisimlere ev sahipliği yapmaktadırlar.

Ayrıca Galaksiler 4 ana temele ayrılırlar. Bunlar; eliptik galaksiler, sarmal galaksiler, şekilsiz galaksiler, cüce galaksilerdir.


Eliptik Galaksiler:

İsminden de anlayacağınız üzere, eliptik bir şekli vardır. Bu galaksiler oldukça küçük boyutlu olabilirler ve ölen yıldızları geri canlandırma gibi işlemleri oldukça az derecededir. Ayrıca Eliptik galaksilerde, yaşlı yıldızlar olarak adlandırılan gök objeleri oldukça yıpranmış bir yüzeysel hale bürünmüşlerdir.

Sarmal Galaksiler:

Sonsuz evren olarak hitap ettiğimiz gökyüzünde en çok bulunan galaksiler olarak bilinirler. Yüzeysel yapı olarak oldukça parlak ve aydınlatıcı bir özelliğe sahiptirler. Genellikle içerisinde parlak yıldızlara ev sahipliği yaparlar. Ve içerisinde bulundurduğu gök cisimleri oldukça genç sayılabilecek şekildedirler.

Şekilsiz Galaksiler:

Genellikle orta derecede rastlanan bu şekilsiz galaksilere, tam galaksi gözü ile bakmak yanlış olur. Çünkü, diğer galaksiler gibi halkaları yoktur ve sınırlı sayıda gök cismine ev sahipliği yaparlar. İçerisinde bulundurduğu gök cisimlerinin sayısı yıllar geçtikçe azalır ve bir daha yaşam formuna bürünmeyecek şekilde toz gazlarına karışırlar.

Cüce Galaksiler:

Evrendeki çoğu galaksiyi, Cüce galaksiler oluşturur. Evrende sayıları milyarları aşacak şekilde tahmin edilmektedir. Ayrıca içerisinde bulundurduğu gök cisimleri Samanyolu Galaksimizin neredeyse yüzde 1’i veya yüzde 2’si kadardır. Dünya yörüngesinden, Hubble tarafından Cüce galaksiler gözlemlenmektedir.

Teleskop İle Galaksi Gözlemi

Pahalı bir teleskop ile gözlemlerinizden aşırı derece zevk alabilirsiniz. Çünkü Galaksi gözlemi oldukça zevklidir ve Galaksileri fotoğraflayarak kazançta sağlayabilirsiniz. Onun için sağlam bir teleskop ile ve teleskopun ışık toplama gücünden yararlanarak, aşağıda vermiş olduğum fotoğraftaki gibi orta boyutlarda çok güzel Galaksiler, Gökadalar gözlemleyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken; ışık kirliliğinin ve bulutlu bir havanın olmamasından emin olmalısınız. Aksi taktirde mat ve renksiz bir gözlem yapabilirsiniz.
teleskop ile galaksi gözlemi

Uluslararası Uzay İstasyonu Nedir?

uluslararası uzay istasyonu nedir?

Uluslararası Uzay İstasyonu Nedir?

İnsanoğlunun üzerinde en çok uğraşmış olduğu ve Dünya üzerinde diğer yapay uydulardan farklı bir biçimde olan Uluslararası Uzay İstasyonu, yaşanabilir olduğu için insanlık tarafından ayrı bir öneme sahiptir. Uzay istasyonuna benzer farklı ülkeler tarafından fırlatılan bazı üsler vardır. Bunlara örnek verecek olursak; Almaz, Mir ve son olarak Skylab gibi devasa üslerdir. Fakat şuan görevini sürdüren tek üs; Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. Diğer adı ile ISS(UUİ)’dir.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Özellikleri

Dünya atmosferine yakın olarak süzülen istasyon, alçak yörünge olarak adlandırılan en düşük yörünge düzeyinde yol almaktadır. İstasyonun şuan ki bilinen ağırlığı, yaklaşık olarak 400 bin kilogram olarak ölçülmüştür. Uzunluğu 73 metre olup, genişliği ise 110 metre olarak bilinmektedir. Ayrıca astronotlar için oldukça büyük bir yaşam alanı vardır. Bu alanın ölçüsü de; 837m3 olarak hesaplanmıştır. UUİ’nin en büyük özelliği ise Dünya üzerinde bulunan en devasa yapay uydu olmasıdır.

Ayrıca istasyon içerisinde ki mürettebat sayısı da Nasa tarafından 6 kapasitelik olarak belirlenmiştir. Fakat Nasa’nın istasyona yapacağı ek bölmeler ile bu sayının artabileceğini de söylemiştir. Ancak şuan istasyonda bulunan mürettebat sayısı 6 kişidir. İstasyon, şuana kadar 15 ayrı ülkeden astronotları ve kozmonotları misafir etmiştir. UUİ, ABD ve Rusya bölmeleri olmak üzere iki şekilde ayrılmaktadır. İki milletten gelen astronotlar ve kozmonotlar kendi bölmelerinde araştırmalarını ve ihtiyaçlarını gidermektedir. Bu durum günümüzde de halen devam etmektedir ve bu olay soğuk savaş döneminden bir barış sembolü olarak anılmaktadır.
UUİ üzerinde çalışan astronotlar

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Maliyeti

Soğuk savaş dönemlerinde uzay yarışlarında boy göstermek için yapılan UUİ, 2020 yılına kadar görevini yapması planlanmaktadır. Ancak Avrupa birliğinin daha fazla maliyet çıkarması durumunda, UUİ’nin görev süresi 2024 yılına kadar uzatılabilir gibi bir durumu vardır. 2020 yılına kadar yapılacak harcamalar yaklaşık olarak 150 milyar dolar olarak hesaplanmıştır

Ülkelerin UUİ için yaptığı harcamalar ise şöyle;
ABD, yaklaşık olarak 60 milyar dolar
Rusya, 15 milyar dolar
Japonya, 6 milyar dolar
Kanada, 3 milyar dolar
Avrupa Birliği(ortak), 5 milyar dolar olarak hesaplanmıştır.

Teleskop İle Uluslararası Uzay İstasyonu Gözlemi

Teleskop veya dürbün ile gözlem dışında, çıplak göz ile de gözlemlenmesi gerçekleştirilen devasa büyüklükteki uyduyu izlemeniz basit ve kolaydır. Ancak Türkiye üzerinden geçiş saatlerini bilmeniz gerekmektedir. Daha önce ki ‘’yapay uydu gözlemi’’ konumuzda vermiş olduğumuz internet sitesi, UUİ’nin geçiş saatlerini ve koordinatlarını birebir vermektedir. Bu sayfa sayesinde UUİ’nin gözlemini basitçe yapabilirsiniz.

Teleskoplar veya dürbünler ile de gözleminizi aşağıda vermiş olduğum fotoğraftaki gibi yapabilirsiniz. Fakat gözlem yaptığınız alet ne kadar iyi ve kaliteliyse sizin açınızdan daha iyi olacaktır. Çünkü Dünya üzerinden küçük bir nesneye bakmış gibi bir izlenim sağlayacaksınız. Onun için kaliteli bir alet ile gözlem, daha da zevk verecektir. Uluslararası Uzay İstasyonu gözleminde iyi seyirler diliyorum…
teleskop ile uluslararası uzay istasyonu gözlemi

Bresser Solarix 76-350 Filtreli Teleskop İncelemesi

Bresser solarix 76-350 filreli teleskop incelemesi

Bresser Solarix 76-350 Filtreli Teleskop İncelemesi

Güneş gözlemi severleri için paha biçilemez bir teleskop incelemesi ile karşınızdayım. Bresser solarix güneş filtreli teleskopunu elime aldığımda gerçekten kaliteli olduğunu her yerinden anlıyorsunuz ve fiyatının da piyasadaki diğer teleskoplara oranla daha düşük olduğunu söylemek isterim. Çünkü piyasada dolaşan teleskop modellerinin Güneş filtreleri o kadar kötü ki, hem gözlem açısından hem de kişisel sağlığınız açısından büyük sorun teşkil ediyorlar. Fakat bu teleskopta içinizde hiçbir çekimserlik kalmadan doyasıya Güneş gözlemi yapabiliyorsunuz. Daha fazla sizleri tutmadan, detaylı ve kaliteli özelliklerine göz gezdirelim.

Bresser Solarix 76-350 Özellikleri

Teleskop, Güneş gözlemi ve Ay gözlemi için üretilmiş olup, aynalı teleskop olarak bizlere sunuluyor. Ayrıca aynalı teleskop olarak da Newton tipli bir ürün olarak yapılmış, bu özelliği teleskopa ayrı bir kalite havası katmış diyebilirim. Çünkü Güneş gözlemi yapılan teleskoplarda Newton tipi tasarım yeteri kadar kullanılmadığından, gözlem açısından net bazlı kötümser sonuçlar çıkabiliyor. Fakat Bresser markası bu özelliği ile çok kaliteli bir gözlem sunacaktır. İç özelliklerinden bahsedecek olursak; gözlem teleskopumuzun odak uzaklığı 350mm olup, ayna çapı 76mm olarak imal edilmiş. Bunların yanında montaj tipi alt-azimut olarak tasarlanmış. Ayrıca teleskopun teslimatı sırasında 2 adette göz merceği veriliyor.

Göz mercekleri; birinci 4mm, ikincisi ise 20mm gibi orta kalitede mercekler teleskopa takılabiliyor. Ayriyetten 2x barlow lensini de eklemeyi unutmamışlar. Teleskopun büyütme güç özelliklerine değinecek olursak; ben pek beğenemedim. Biraz daha fazla büyütme gücü eklenebilirdi diye, düşünüyorum. Ama böylede güzel gözlem yapabileceğinizi söylemeden edemeyeceğim. Büyütme güçleri ise, en küçük büyütmesi 18x, en büyük büyütmesi 175x olarak tasarlanmış. Teleskopun aksesuar olarak da müşterilerine hediye ettiği orta kalitede bir tripod var. Tripod da bu teleskop için en uygun olanından seçilmiş. Ayrı bir tripod almanıza gerek olmadığını düşünüyorum.

Bresser Solarix 76-350 İle Gözlemlenecek Gezegenler

Yukarıdaki anlatımlarımda da dediğim gibi; Güneş ve Ay gözlemi için bu teleskop hepinizin önceliği olabilir. Çünkü amatör gözlemciler sınırlı yıldızları izleyerek kendilerini geliştirirler. Bu teleskopta tam Güneş ve Ay gözlemi için tasarlanmış ve amatör gözlemcileri hedef almışlar. Ama kesinlikle amatör gözlemciler dediğime bakmayın, profesyonellerinde zevk alabileceği düzeyde bir teleskop… Güneş gözlemlerimden bahsetmek istiyorum.

Güneş gözleminde, Güneş lekelerini ve Güneş’in yakıcı rengini o kadar güzel görüyorsunuz ki, teleskopun kalitesini o esnada çok iyi anlıyorsunuz. Hatta aşağıdaki fotoğrafta da görmüş olduğunuz gibi Güneş gözleminde uçakla birlikte çekilen bir Güneş fotoğrafını göreceksiniz. Sizde bu teleskopla etkileyici düzeyde, Güneş ve gezegen kavuşumlarını çekebilir veya fotoğraftaki gibi uçak objelerini gözlemleyebilirsiniz. Hatta biraz daha üzerine ekleyerek; Güneş’in yörüngesinden geçen yapay uyduların bile takibini, Güneş’in büyük cüssesinden ince bir nokta kadar süzülecek şekilde gözlemlerini yapabilirsiniz.
bresser ile gözlemlenecek gezegenler

Bresser Solarix 76-350 Almalı Mıyım?

Eğer Güneş gözlemi yapacaksanız ve piyasada teleskop bulamadıysanız, bu teleskopu kesinlikle kaçırmayın derim. Ayrıca piyasada ki birçok filtreli gözlem teleskopundan da kaliteli ve net bir gözlem yapma olanağı veriyor. Yani kesinlikle bu teleskopu almamazlık etmeyin.

Uyarı: Hiçbir teleskopla veya dürbünle, Güneş’e bakmayın. Fakat Güneş Filtresi olarak adlandırdığımız aksesuarlar varsa, onlarla Güneş gözlemi yapabilirsiniz. Aksi taktirde, sağlığınız açısından kalıcı sorunlara yol açabilir. Lütfen bu uyarıyı göz önünde bulundurun!

Kara Delik Nedir?

Kara delik nedir?

Kara Delik Nedir?

Evrenin en büyük çekim hacmine ve inanılmaz derecede benzersiz özelliklerine sahip, ölümcül olarak adlandırılan Kara delikler; evren hakkında birçok bilgi içermektedir. Bu bilgiler; evrenin nasıl oluştuğundan tutun, yaşamın nasıl son bulacağına dair gelecek öngörülü, teori bazlı bilimsel bilgiler olarak bilim adamlarınca yorumlanmıştır. Kara deliklerin en önemli özellikleri arasında, ışık emici olarak adlandırılan, çevresinde ki Güneş ışınlarını ve yıldızların kadir olarak bilinen doğal yaydığı ışıklardan bile beslenebilirler. Her emdiği ışık bazında, biraz daha büyüyerek kendi hacmini daha da kuvvetli hale getirebilirler. Bu Kara deliklerin en önemli sayılabilecek özellikleri arasında yer almaktadır.

Ayrıca Kara deliklerin var olduğuna birkaç yüzyıl önce tam olarak inanılmıyordu. Fakat Nasa’nın kendine bağımlı Hubble Uzay Teleskopu, Samanyolu Galaksisi’nde bulunan orta boyutlu bir ölümcül kara deliği fotoğraflayarak bu gök cisimlerinin varlığını yüzde yüz kanıtlamış oldu. Ve halende Hubble tarafından Samanyolu’nda süzülen Kara delikleri saptayarak varlıklarını ve gök koordinatlarını sistemsel olarak verileyip, Nasa araştırma merkezine gönderiyor. Şuana kadar Hubble’in merceğine yansıyan en büyük Kara delik; ‘’M33 X-7’’ olarak adlandırılıyor.
Bilinen en büyük kara delik
M33 X-7

Kara Deliklerin Özellikleri

Astronomi terimleri arasında fizik matematiği ile araştırılan ve daha çok fiziği ilgilendiren gök cismi olarak bilinen en büyük rakamsal astrofizik objesidir. Diğer gök cisimleri gibi Dünya’dan herhangi bir gözlem aracı ile izlenilmesi imkansızdır. Ayrıca Kara deliklerin çekirdek olarak adlandırdığımız kalbi denilebilecek bir oluşuma rastlanılmamıştır. Çünkü herhangi bir boyuttaki Kara deliğin içine girildiğinde gözlem yapılamayacak kadar karadır ve çekimser güçtedir. Onun için insanlık ileri bir teknolojiye geldiğinde bile inceleme yapılması göz ardı edilmeyen tek uzay cismidir.

Kara deliklerin çekim gücüde yaklaşık 2-3 Güneş’i çekebilecek ve hepsini yutacak şekilde kuvvetli olduğu düşünülmektedir. Çekimser güçleri oldukça devasa yönde olan bu cisimler, çevrelerinde süzülen asteroitleri, gök taşlarını vb. gök cisimlerini kolay bir şekilde yutarak, her saniye daha da büyük bir hale gelmektedir.

Kara Delikler Nasıl Oluştu?

Astronomlar tarafından oldukça tartışılan bir konu olarak ele alınmıştır. Fakat binlerce teori arasından en doğru ve en sağlam olanı seçilip, o yönde araştırılmıştır. İşte o teori; Kara deliklerin oluşumu, ölmüş bir yıldızın çekirdek içerisinde ki çökme denilen maddesel çarpışma ile başlar. Yani çekirdeğin ve yıldızın iç basıncı kendini içeri doğru büzerek Kara deliklerin halini alır. Fakat çekirdeğin patlaması ile sonuçlanırsa, yıldız toz haline bürünerek yeni yaşam formu aramaya koyulur.

Teleskop İle Kara Delik Gözlemi

Dünya’dan gözlemlenmesi en zor olan, hatta imkansız olan uzay objeleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Çünkü Kara delikler kütlesini çekimsel olarak kullandığı için ve içten içe büzüldüğü için rengini tam olarak Dünya’dan izlenilmeye sunmazlar. Fakat uzay teleskopları tarafından tam net olmasa da siyah beyaz şekilde çekilip, hemen ardından renklendirilme işlemi ile fotoğrafik görüntüleri alınmaya başlanır. Aşağıda ki fotoğrafta da herhangi bir şekilde oynanma olmadan, gerçek bir görüntü bazlı kara delik gözlemini görüyorsunuz. Bu gözlem, Hubble tarafından 2013 yılında gerçekleştirilmiştir.
teleskop ile kara delik gözlemi

Canon 15x50 Dürbün İncelemesi

canon 15x50 dürbün incelemesi

Canon 15x50 Dürbün İncelemesi

Daha önce bu dürbünün daha gelişmişi olan Canon 18x50 serisini incelemiştim. Oldukça kaliteli olan Canon markasının dürbünleri gayet kullanışlı ve malzeme yapıları çok üstün seviyede. Bu da zaten direk dürbünleri almaya teşvik ediyor. Fakat incelemeden yinede ürünleri almamanız yönündeyim. 15x50 rakamlarında da anlayacağınız üzere orta derecede bir ürün olarak bizlere sunulmuş. Dürbünlerde zaten rakamsal değerlerin fazla önem arz etmediğini biliyorsunuzdur. Tek önemli unsurlar, kaliteli mercekler ve malzeme yapısıdır. İsterseniz şimdi detaylı bir şekilde ürünü inceleyelim.

Canon 15x50 Özellikleri

Dürbünün tipi her Canon ürününde olduğu gibi prizma tabanlı bir şekilde uygulanmış. Büyütme gücü 15x olup, kalite mercek çapı ise 50mm olarak ele alınmış. Oldukça iyi değerler diyebilirim. Yukarıda da dediğim gibi; dürbünlerde rakamsal veriler çok önemli değildir. Önemli olarak mercek çaplarının kalitesi ve dürbünün dış/iç malzeme yapısının önemidir. Dürbün alırken bunları göz önünde bulundurmaya özen gösterin. Aksi taktirde ummadığınız kötü gözlemler yapabilirsiniz. Bunlardan hariç dürbünün, 1000 metreyi 79 metreye getirme gibi olağanüstü bir özelliği de var. Bu özelliği sayesinde büyütme gücünden de yararlanacağınız gibi gözlem sırasında baya bir avantaj sağlayacaktır. Ayrıca lens kalitelerinde de önceki serisinde kullandığı UD lens teknolojisini kullanmış ve gerçekten bu ürüne de tam oturmuş.

Ayrıca lens kaplaması titiz bir şekilde yerleştirilmiş ve hiç fark etmiyorsunuz. Yani mercek camlarının ve iç merceklerin çizilmemesi için Canon ince bir jelatin ile bu sorunu çözmüş. Bu oldukça iyi bir ayrıntı. Her hava koşulunda, içinizde hiçbir karamsarlık olmadan rahatça gözlem yapabilirsiniz. Bunların yanı sıra, gözlük kullanan kişiler içinde göz merceğinin içeriye doğru bakan tarafı derin tutulmuş ve 15mm’lik bir mesafe bırakılmış. Gözlük kullanan arkadaşlar için tasarlanmış çok güzel bir dürbün. Ayriyetten göz ve mercek hizasını da ayarlayabiliyorsunuz.

Canon 15x50 İle Gözlemlenecek Gezegenler

Bu ürün, yıldız gözlemi için en ideal dürbün kategorisinde yer alıyor diyebilirim. Çünkü Canon markası için gözlem kalitesi çok önemli bir faktör olarak görünüyor. Bunu da oldukça ve ellerinden geldiği kadarı ile ürünlerine yansıtmayı başarıyorlar. Bu dürbün ile gezegen gözlemi ve bulutsu gözlemleri yapabilirsiniz. Ayrıca titreşim sensörü olan 15x50’in elinizde gözlem yapma fırsatı verdiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Herhangi bir sallantıda görüntüyü bozmayarak en üst düzeyde gözlem yapma olanağı sağlıyor.

Gözlemlediğim Nebulayı aşağıda görebilirsiniz. Kaliteli derecede net bir görüntü sağlayan dürbün, fotoğrafik bir görüntü almanıza da ayrı bir avantaj sağlıyor.
canon 15x50 nebula gözlemi

Canon 15x50 Almalı Mıyım?

Diğer dürbünlere nazaran bu dürbünde mercek kaliteleri gerçekten çok iyi ve malzemeleri de en üst seviyede tutulmuş. Kısacası, bu dürbünü almayacaksınız da neyi alacaksınız? Bu arada unutmadan, fiyatı biraz pahalı olabilir ama gerçekten vereceğiniz her kuruşun hakkını verebilecek bir ürün. Şimdiden iyi gözlemler…

Süpernova Nedir?

Süpernova nedir?

Süpernova Nedir?

Süpernova, çekirdek içerisinde güçlü ve inanılmaz derecede ki enerjisi bittiğinde, kendini imha ederek ani bir tepkime ile patlamasına astronomi alanında verilen isimdir. Süpernovaların bilinen en büyük özelliklerinden birisi, Güneş parlaklığının neredeyse 100 milyon katına eş değer bir parlaklığa sahip olmasıdır. Ayrıca Süpernovalar, diğer yıldızlar gibi kolay kolay parlaklıklarını ve kuvvetlerini yitirmezler. Çünkü Güneş’ten 100 milyon kat kadar daha parlaklardır ve bu parlaklıklarını emecek herhangi bir gök cismine rastlanılmamıştır.

Süpernovalar evrene sürekli gaz püskürtmesinden dolayı, içerisinde ağır elementlere ev sahipliği yaptığı da Nasa çalışanlarının gözlemleri tarafından kanıtlanmıştır. İçerisindeki elementlere kısacası, maddelere halen Dünya’da rastlanılmamıştır. Bu da oldukça Süpernovaların tehlikeli ve aşırı derecede sıcak gazlardan oluştuğunu nitelendiriyor. Ayrıca başka bir bilim adamı tarafından teori olarak açıklanan bilgi ise şu yönde; Süpernovalar, Dünya’nın yakınında patlarsa Dünya bir tepkime ile buharlaşacak ve Güneş Sistemi üzerinde süzülen gezegenler birbirleri ile çarpışarak, evrenin milyonda bir kare olacak şekilde küçülmesine sebep olacaktır. Bu yönde en sağlam teori olarak halen kesin gözle bakılmaktadır.

Bilinen En Parlak Süpernova

İnsanoğlu tarafından hatta insanoğlunun görebildiği evren tarafından bilinen en büyük Süpernova, Quimby ve Mondol adlı iki fizikçi tarafından bulunmuştur. Gözlemleri sırasında oldukça şaşıran iki fizikçi aynalı teleskoplarının neredeyse ışık toplama kapasitelerinin yetmediği kadar siyah beyaz şeklinde gözlem yapabilmişlerdir. Teknoloji ilerledikçe gözlemledikleri Süpernova'nın resimlerini renklendirmişlerdir. Aşağıda görmüş olduğunuz en parlak Süpernova'nın ismi; ‘’SN2006 gy’’dir.

Ayrıca bu Süpernovanın, ölümcül ve yakında ki yıldız sistemlerini buharlaştırdığını da söylemişlerdir. Kısacası bilinen en tehlikeli ve en parlak Süpernova unvanının halen iki fizikçinin bulmuş olduğu gök objesi üstlenmektedir.
Bilinen en büyük süpernova

Süpernovaların Sınıflandırılması

Süpernovalar, diğer gök cisimleri gibi kolay bir şekilde sınıflandırılamazlar. Çünkü evrenin enleri arasındadırlar. Güneş parlaklıklarına eş değer olarak nitelendirilen Süpernovalar, hidrojen gazı ve parlaklık seviyelerine göre sınıflandırılırlar. Birkaç Süpernovada ise hidrojen gazına denk gelinmemiştir fakat çevrelerinde bulunan diğer gök cisimlerinden, çekirdeklerinde bulunan hidrojenleri emerek onların yardımıyla yaşama tutunmuşlardır. Kısacası diğer gök cisimleri için ölümcül bir varlıktır.

Teleskop ile Süpernova Gözlemi

Uzay teleskopları yani Hubble Uzay Teleskopu tarafından ve Gözlemevleri tarafından en zor gözlemlenebilen tek gök cismidir. Sıradan teleskopların ve dürbünlerin gözlem yapması olanaksızdır. Ayrıca parlaklıkları açısından da gözlerde sağlıksal sorunlar yaşatabilirler. Fakat Dünya’dan gözlem yapamayacağınız için bu tür sağlıksal sorunları dert etmeye de gerek yoktur. Aşağıda Hubble’ın gözlemlemiş olduğu bir Süpernovayı görüyorsunuz. Oldukça büyük ve içi yarık olan bu gök cismi, bilinen en tehlikeli Süpernova olma adayları içerisinde yer alır.
teleskop ile süpernova gözlemi

Kuyruklu Yıldız Nedir?

Kuyruklu yıldız nedir?

Kuyruklu Yıldız Nedir?

Genellikle başı boş olarak gezen ve yüzeyleri el değmeyecek kadar buzla kaplı, bağımsız gök objeleridir. Astronomi arasında değişik isimlerle de anılabilirler. Bu isimlere örnek verecek olursak; ‘’ kirli yüzeyli kartopu ‘’ veya ‘’ buzlu çamur topu ‘’ olarak da bilinirler. Kuyruklu yıldızların çekirdek maddesi, gezegen artıklarından veya cüce gezegenlerin doğal uydularından meydana gelmektedir. Yani uzayda süzülen taş ve kaya parçacıklarının çekimsel güçleri birleşip, toz parçacıkları halinde bir bütünü oluşturması gibi anlamla ifade edilebilir. Bu olaya astronomi de; kozmik toz fırtınası deniliyor.

Kuyruklu Yıldızların Bölümleri

Kuyruklu yıldızların 5 çeşit değişik özellikte bölümleri vardır. Bunlar bilim adamlarınca araştırılıp ve Dünya’ya düşen toz parçacıkları sayesinde nesnel olarak yargılanmıştır. Bunlar şöyledir;

1- Nüve Yıldızları: 

Çekirdek kısmı oldukça katı ve buz tutmuş yani donmuş gazlardan oluşan kuyruklu yıldızlardır. Dünya yüzeyine de toz parçacıkları halinde düşen en çok rast gelinen yıldızlardır.

2- Koma Yıldızları: 

Çekirdeğinin en iç kısmında pıhtılaşan su damarları sayesinde altın bir top rengine bürünen en ayırt edici yıldız çeşididir.

3- Hidrojen Yıldızları: 

Daha çok bulutumsu şekilde olan fakat yüzeyi opak şekilde belirlenen, hidrojen maddesi içeren en sönük kuyruklu yıldızıdır.

4- Toz Yıldızları: 

Yaklaşık çapları  5 ila 10 kilometre olacak şekilde devasa büyüklükte olan tozumsu bir maddesel yapıdan oluşan kuyruklu yıldızlardır. Büyüklükleri sebebi ile Dünya’dan çıplak göz ile gözlemlenebilecek tek kuyruklu yıldız adayıdır.

5- İyon Yıldızları: 

Genellikle Güneş etrafında dolaşan ve Güneş’ten aldığı zararlı veya yararlı ışınları çekirdeğine gönderen en tehlikeli kuyruklu yıldızlardır.

Kuyruklu Yıldızların Yörünge Düzenleri

Aslında kuyruklu yıldızların normal bir gezegen veya gök cisminin çekimsel gücü altına giremeyebilirler. Çünkü çok hızlı bir şekilde süzülürler ve gök cisimlerinin çekimsel kuvvetleri, yıldızları yakalayamayacak kadar etkisiz kalabilirler. Fakat Güneş’in çevresinden geçtiklerinde Güneş’in kozmik fırtınaları ve devasa çekim gücü kuyruklu yıldızları mahkum eder ve dayanaksız yüzeyli olanları ışınları sayesinde öldürebilir.

Not: Güneş’in çevresinden dolaşan kuyruklu yıldızlar, genellikle Güneş’in devasa patlamaları karşısında toz parçacıklarına dönüşüyor ve bir daha aydınlanmayacak üzere ölüyorlar.

Teleskop İle Kuyruklu Yıldız Gözlemi

Kuyruklu yıldızlar, genellikle ışık kirliliğinin ve yapay aydınlatma sistemlerinin olmadığı alanlarda daha parlak ve daha uzun süreli bir şekilde gözükür. Teleskoplarla zor bir şekilde gözlemlense de, dürbünlerin çift geniş açısı sayesinde merceklere daha iyi yansır. Bunun en büyük sebebi ise; teleskopların, dürbünler karşısında daha az ışık toplaması olarak görülmüştür. Kısacası, kuyruklu yıldız gözlemi yapacaksanız, iyi bir dürbün markası ve kaliteli malzeme yapısı olan bir dürbün ile gözlemlenmesi gerekiyor.

Aşağıda görmüş olduğunuz kuyruklu yıldız 20x80 ile gözlemlenmiş orta boyutta bir kuyruklu yıldız cismidir. Bunun gibi gözlem yapabilmeniz için 20x80 veya daha büyük dürbünlerle gözlem yapabilirsiniz.
teleskop ile kuyruklu yıldız gözlemi
Dürbün incelemeleri sayfamızda göz gezdirerek, daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Nebula Nedir?

Nebula nedir?

Nebula Nedir?

Nebulalar, sonsuz evren dediğimiz uzay boşluğunda bulunan devasa ve küçük boyutlu olmak üzere iki gruba ayrılan, renkli bileşenleri yardımıyla değişik renklere bürünen bulutsulardır. Astronomi içerisinde değişik isimlerle de adlandırılabilirler. Örneğin; renkli bulutsular, bulutsular ve son olarak gaz bulutsuları gibi tanımlanırlar. Normal boyutlarda ki bir Nebulanın içerdiği maddeler ise tanımlanamayan gazlar, hidrojen, helyum ve iyon gazları olmak üzere daha birçok belirlenemeyen maddeler ile gizemini korumaktadırlar. Genellikle parlak olan yıldızların çevrelerinde oluşurlar ve yıldızların parlaklıkları Nebulaların renklerini de aydınlatır. Tamamen bir döngü içindelerdir. Yani çevresinde canlı bir gök cismi yoksa ölü denebilecek kadar hareketsizlerdir.

Nebulalar Nasıl Oluştu?

Nebula, gaz haline yani bulutsu haline dönüşmeden önce aslında küre şekline benzer ve 2. 3. kadirde yer alabilecek kadar parlak bir yıldızdı. Fakat yıldız içerisinde, çekirdeğinde ani bir tepkime ile ölümü gerçekleşti. Bunun sebepleri halen açıklanamasa da, en sağlam teori şöyle; Çekirdekte meydana gelen aşırı ısı yıldızın yüzey kısmına ani tepkime ile çarparak yıldızın parçalanmasını sağlıyor. Ayrıca çevrelerinde bulunan kara delikler ise, parçalanan yıldızların büyük parçalarını yutarak bir daha eski haline dönüşemeyecek kadar ufak şekilde kalıyor ve Güneş’ten gelen yoğun ışınlar sebebi ile gaz şeklini alıyor. Bunun ardından yıllar geçtikçe yıldız benliğini kaybederek yeni bir yaşam formu buluyor ve kendi ürettiği gaz bulutumsusunu yayarak Nebulalar’ın şuan ki halini alıyor.

Nebulalar’ın içerisinde bulunan gazımsı maddeler ise genellikle aynı oranda olup, aynı maddeler içermektedir. Gazlar; hidrojen, demir, karbon gibi yeryüzünde bulunan nesnel maddelerdir. Şuana kadar var olan ve bilinen hiçbir Nebula da farklı bir maddeye rastlanılmamıştır.

Süpernovalardan Nebula Oluşumu

Süpernova, herhangi bir yıldızın patlaması sonucu oluşan, Güneş’in parlaklığından neredeyse 100 milyon kat daha fazla aydınlatan bir çeşit bulutsular diye adlandırılırlar. Normal bir Nebula oluşumundan daha erken bir oluşum gerçekleştirirler. Çünkü normal bir Nebula’nın doğumu yılları alsa da, Süpernova’lar en fazla 2-3 yıl içerisinde bulutsu haline gelebilirler. Bunun sebebi ise şöyle açıklanıyor; Patlayan yıldızların çevreye daha hızlı ve km bazlı gaz salışından, ayrıca erken reaksiyona girmesinden dolayı erken oluşum gösteriyorlar.

Not: Süpernovalar, Nebulalar gibi kendi kendine oluşmazlar. Çevrelerinde ki gaz bulutumsularını çekerek onların üzerine yeni bir yaşam formu oluşturacak şeklinde doğarlar.

Teleskop İle Nebula Gözlemi

Teleskop veya dürbün ile Nebula gözlemi yaparsanız, dürbünün ışık toplama kapasitesinden daha ayrıntılı bir şekilde yararlanacağınız için bu size avantaj sağlayacaktır. Çünkü teleskop dar açılı bir gözlem aletidir. Fakat teleskop ile de güzel, dürbünü aratmayacak Nebula gözlemleri yapabilirsiniz. Ancak bu sizi biraz maddi açıdan zarara uğratacaktır. O yüzden orta dereceli bir dürbün ile daha iyi ve kaliteli gözlem yapabilirsiniz. Aşağıda ki Nebula da gelişmiş dürbün ile gözlemlenmiş. Sizlere de iyi Nebula gözlemleri diliyorum…
teleskop ile nebula gözlemi

Asteroit Nedir?

asteroit nedir?

Asteroit Nedir?

İnsanoğlu tarafından Göktaşları gibi bir yapıya sahip ve Dünya’ya düşen gök cismi olarak bilinse de, bu yanlış bilgidir. Çünkü Asteroitler genellikle cüce gezegenlerden ve kendi çekim kuvveti olan cüce gezegenlerin boyunda ki Asteroitlerden oluşurlar. Güneş Sistemi içerisinde ki Asteroit yörüngesi olarak bilinen; Mars ve Jüpiter gezegenlerinin orta noktasında yaklaşık 100 civarı Asteroitin varlığı biliniyor. Diğer yörüngelerde ise tam 1.5 milyonun üzerinde Asteroit ve cüce gezegen olarak adlandırılan gök cisimlerinin olduğuna dair tahminlerde yürütülmektedir. Ayrıca Asteroitlerin de çekimsel kuvveti olduğu için, kendi cüsselerinden oldukça küçük gök objelerini kendi yörüngesine çekerler ve doğal uyduları gibi bağımlı şekilde yörüngelerine oturttururlar. Kısacası, doğal uyduları da olabilir.

Bilinen En Büyük Asteroitler

1801 yılının ortalarında bulunan ve Mars ile Jüpiter gezegenlerinin arasında ki boşlukta bulunan, cüce gezegen olarak da tabir edilen Ceres adlı gök cismi en büyük Asteroit unvanını taşımaktadır. Ceres’in yüzey çapı tam 950 kilometre olarak hesaplanmıştır. Ceres’in dışında bu kadar büyüklükte bir asteroit kuşağına girebilecek gök cismine de rastlanmamıştır. Fakat Kuiper kuşağında ve Oort bulutsusunda dev hacimli Asteroitlerin olabileceği düşünülmektedir.

Bilinen en büyük asteroit olmaya aday gök cisimlerinin herhangi bir yörüngeden çıkma olasılığına karşı, Dünya’ya çarpma gibi bir durumu söz konusu olursa, Dünya’nın atmosferi yüzeysel çapı karşısında ciddi bir hasar alacak ve Dünya’ya kalkan görevi yapamayacak kadar zayıflayacaktır. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise; Asteroit yüzeyinde bulunan ve halen saptanamayan tehlikeli maddelerdir. Fakat şuana kadar bilinen hiçbir Asteroit Dünya yüzeyine düşmemiştir.

Asteroitlerin Yörünge Düzeni

Ani bir tepkime ile Asteroit kuşağından ayrılan ve gezegenlere doğru yol alan objeler, Dünya gibi gezegenlere oldukça fazla yaklaşırlar. Fakat Asteroitlerin de gezegenler gibi güçlü çekimsel kuvvetleri olduğu için orta dereceli gök cisimlerinin etkisi altında kalmazlar. Ancak Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün gibi dev cüsseli gezegenlerin çekimsel kuvvetlerinden kaçamazlar. O yüzden yörünge düzenlerini büyük cüsseli gezegenler belirler ve doğal uydu olarak da gezegenlerin yörüngelerine mahkum kalırlar.

Teleskop İle Asteroit Gözlemi

Göktaşları ve Meteorlar gibi oldukça gözlenmesi zor olan gök cisimleri arasında neredeyse ilk başta yer alırlar. Çünkü Dünya’dan çıplak gözle bile izlenmezler. Cisim olarak parlaklıkları oldukça alt seviyelerde gezer, yani 4. veya 5. kadirler diyebiliriz. Ayrıca normal bir teleskop ile de gözlem yapılması yanlış olur, çünkü Dünya’dan görülemeyecek kadar matımsı ve sönüktürler. Aşağıda vermiş olduğum ve Hubble Uzay Teleskopu’ndan çekilen bir Asteroit cismini görüyorsunuz.
teleskop ile asteroit gözlemi
Not: Başı boş dolaşan Asteroitler, uzay boşluğunda milyonlarca yıl dolaştığı ve yüzeyi buz kütleleri ile dolduğu için daha ağırlardır ve hacimleri daha fazladır.

Göktaşı Nedir?

Göktaşı Meteor nedir

Göktaşı Nedir?

Sonsuz evrenden yani uzay dediğimiz büyük boşluktan, milyonlarca yıl süzülerek gezegenlerin çekimsel kuvvetlerine kapıldıklarında yeryüzüne düşen uzay objeleridir. Dünya yüzeyine bir yılda yaklaşık olarak 1000 ila 3000 arasında göktaşı düşer. Bunların yarısı Dünya’nın kalkanı olan atmosferde eriyerek, parçalanarak ufak hale gelir ve tehlikeli olmaktan çıkar. Göktaşlarının halk arasında bilinen diğer adı ise, Meteor’dur. Fakat Meteorlar, Göktaşlarından farklı uzay objeleri olarak bilinirler.

Genellikle göktaşları siyah ve beyaz arasında bir renk çıkartarak yeryüzüne düşerler. Ayrıca arkalarında çıkan alev şeklinde ki kırmızı ve sarıya yakın renkte, atmosferin son katmanına girdiklerini gösterirler. Fakat alev rengine yakın renk, yaklaşık 2 saniye kadar çıkar ve ardından atmosferi geçerek toz bulutu şeklinde yeryüzüne dağılırlar. Hızları ise, objenin ağırlıklarına göre değişir. Genellikle 10 - 50km arasında bir hızla yeryüzüne düşerler.

Meteor Nedir?

Göktaşları gibi uzaydan gezegenimiz Dünya’ya düşen, hızları genellikle 40 – 60km arasında değişen ‘’sesli ve renkli uzay objeleridir’’. Göktaşlarının herhangi bir sesi yoktur. Fakat Meteorların üzerinde bulunan maddeler, daha doğrusu buzumsu yüzeyleri atmosfere girdiğinde eriyerek ve buharlaşarak yeryüzüne düşerken ıslık şeklinde, 3 ila 5 saniye arasında ses çıkartırlar. Halk arasında iki obje ne kadar birbirlerine benzetilse de birbirlerinden oldukça fazla ayırt edici özellikleri vardır.

Meteorlar atmosfere girdikleri andan itibaren fotoğraf sanatçılarının yapmış olduğu uzun pozlama gibi 4 ila 5 saniye boyunca farklı renkler olmak üzere arkasından kuşak gibi bir toz bulutu çıkarırlar. Bunun sebebi ise; milyonlarca yıl buz gibi uzay boşluğunda süzüldükleri için yüzeysel kısımları buzla kaplanmış şekilde atmosfere girdiklerinden, kendi madde yapısının ani tepkime ile atmosfer basıncı ile karşılaşmasından çıkan kuşaklara benzeyen bir toz bulutu kıvamında pelerini anımsatan objeye benzer.
teleskop ile göktaşı gözlemi

Teleskop İle Göktaşı veya Meteor Gözlemi

Gezegen gözlemi veya derin uzay gözlemleri gibi sabit bir gök cismine bakamadığınızdan oldukça zahmetli olan bu gözlem, amatör ve orta dereceli gözlemciler için oldukça zor bir iştir. Çünkü sadece teleskop ile gözlemlenemeyecek kadar zordur ve illaki yanınızda geniş açılı gökyüzü dürbünü bulundurmanız gerekmektedir. Eğer gökyüzü terimlerini ve koordinatlarını bilmiyorsanız, göktaşı veya meteor gözlemi de yapmanız hayli bir zorlaşır. O yüzden gökyüzü haritasını ve dijital bilgisayar haritaları ile yardım almanız gerekir. Aksi taktirde çıplak göz ile de gözlem yapabilirsiniz.

Dünya’ya Düşen Meteorlar

Yeryüzüne düşen meteorlar oldukça ciddi çukurlara yani kraterlere yol açabilirler. Aşağıdaki fotoğrafta da görmüş olduğunuz üzere, Kanada’nın ünlü krater bölgesine düşen Meteor çukurlarını görüyorsunuz. Fotoğraf yaklaşık 7 senelik bir arşivlikten alınıp, internet ortamında paylaşılmış. Günümüzde ise Meteor düşme oranları hayli bir azalmış ve yakın çevrelerine motel şeklinde turistlerin ziyaret edebileceği ortamlar hazırlanmış.

Not: Dünya’da oluşan en büyük Meteor kalıntısı; Meksika ülkesinin Chicxulub şehrine düşen, tam 170 kilometre çapı bulunan gök objesidir. Bu objenin 100 TNT patlayıcısına denk geldiği de Meteor uzmanları tarafından açıklanmıştır.
meteor düşmesi

Canon 18x50 Dürbün İncelemesi

canon 18x50 dürbün incelemesi

Canon 18x50 Dürbün İncelemesi

Nikon dürbünlerinden sonra Canon dürbünlerini inceleme fırsatı buldum. Ne yalan söyleyeyim, Canon dürbünlerinin gözlem açısından daha kaliteli olduğunu gördüm. Dürbünün dış malzemelerinden tutun, iç malzemelerine kadar o kadar kaliteli yapmışlar ki hiçbir kusura rastlamadım. Canon dürbünlerinin tek dezavantajı; gezegen gözlemi için değil de derin uzay gözlemi için üretmiş olmaları. Detaylı özelliklerine geçelim.

Canon 18x50 Özellikleri

Dürbünün tipi prizma olarak yapılmış. Büyütme gücünü isminden de anlayacağınız üzere 18x olarak görüyoruz. Büyütme gücünden çok 1000 metreyi 65 metreye kadar getirme özelliği benim gözüme daha çok çarptı. Çünkü derin uzay gözlemlerinde gök cisimlerini izlerken, büyütme gücünden orta derecede yararlanabilirsiniz. Fakat metre bazlı mesafeden olabildiğince çok yararlanma söz konusu olur. Kısacası, dürbünün ve gözlemlediğiniz objenin netliğine karar verir. Bunların yanında, gözlem sırasında titreme veya sallanma olmaması için kaliteli 2 cayro sensörü yerleştirilmiş. Bu diğer dürbünlerde rastlanmayacak kadar zor bulunan bir özellik.

Canon 18x50 dürbünü, teslimat kutusunda oldukça temiz ve iyi paketlenmiş halde geliyor. Ayrıca dürbünün kullanma kılavuzunda ‘’su geçirmez, her hava koşuluna uygun’’ şekilde bir ibare yer alıyor. İnceleme fırsatı bulduğumda dürbünün su geçirmez özelliğine bakamadım fakat elinize dürbünü aldığınızda gerçekten o hissi verebilecek bir görünüşe ve yapıya sahip. Dürbünün fiziksel boyları ise; genişlik 152mm, yükseklik 193mm, derinlik 81mm son olarak ağırlığı ise 1 kilo 180 gram olarak bizlere sunuluyor.

Canon 18x50 İle Gözlemlenecek Gezegenler

Aslında gezegenler kelimesinden çok derin uzay gök cisimleri demeyi tavsiye ederim. Çünkü yukarıdaki anlatımlarımda da dediğim gibi; dürbün gezegen gözlemi için değil, derin uzay gözlemi için üretilmiş. Örneğin bu dürbün ile gözlemleyeceğiniz gök cisimlerini şöyle sıralayabilirim; nebulalar, yıldız kümeleri, sönük yıldız sistemleri gibi birçok cisimleri izlemeye meyilli bir dürbün.

Aşağıda da görmüş olduğunuz üzere pembe renkli bir nebula gözlemini görüyorsunuz. Nebulanın ismi; tek göz nebulası olarak geçiyor. Oldukça sönük olan bu nebulayı dürbün, odaklama ve ışık toplama gücü ile bu kadar muhteşem gösterebiliyor. Ayrıca herhangi bir titreşime karşıda dirençli olan Canon 18x50’de, 2 göz merceğine yerleştirilmiş hassas dengeleyici aparatları da bulunuyor. Piyasada ki dürbünlerin çoğunda bu özellik yok.
canon 18x50 ile gözlemlenecek gezegenler

Canon 18x50 Almalı Mıyım?

Dürbünün kalitesi olsun, malzeme yapısı olsun üstün şekilde dizayn edilmiş. Gözle görülür hiçbir kusur yok. Piyasada karşılaştırılacak dürbünler ile gerçekten üstün başarı sağlayacak nitelikte bir ürün. Fakat dürbünün fiyatı konusunda da aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çünkü bana biraz miktarı yüksek geldi. Onun dışında her zaman dediğim gibi; gözünüz kapalı bu dürbünü alabilirsiniz. Derin uzay gözlemlerinizde başarılar dilerim…

Bresser Messier AR102 Teleskop İncelemesi

Bresser messier ar102 teleskop incelemesi

Bresser Messier AR102 Teleskop İncelemesi

Daha önce teleskop incelemesini ve dürbün incelemesini yaptığım markanın, bugün daha gelişmiş ve adından sıkça söz ettirmiş ar102 incelemesini yapacağım. Bresser markası son zamanlarda gerçekten kaliteli işler çıkarmayı başarıyor. Hatta sadece teleskop sektöründe değil, dürbün sektöründe de kaliteli ve dayanıklı ürünleri var. Örneğin; Bresser 10x56 Dürbünü ve Bresser Pollux 150 teleskopu. Şimdi ürünümüzün detaylı incelemesini yapalım.

Bresser Messier AR102 Özellikleri

Teleskop, ekvatoryal kundak yapısına sahip ve dayanıklı malzeme ile üretilmiş. Rahat kundağı sayesinde de gözlem yaparken her iki eksen tarafıyla rahatça hareket kabiliyetine sahip. Ayrıca optik tüp tasarımlı ve açıklığı da 102mm olarak yapılmış. Odak uzaklığı, açıklık oranı ile denk tutulmuş ve yaklaşık 1000mm olarak imal edilmiş. Bu oranlar gerçekten çok ideal. Teleskopun üzerinde bulunan tüm merceklerde, kötü hava şartlarından yıpranmaması için özel ince kaplama ile sarılmış ve net bir görüntü vermesi için sarı şeffaf naylon tarzında merceklerin üzerine kapatılmış. Odaklama sistemi ise; dişli ve raylı sistem üzerine oturtturulmuş.

Teleskopun üzerinde bulunan göz merceğinin kalitesi orta seviyede kalmış diyebilirim. Çünkü mercek kaliteleri ve teleskopun boru kalitesi gerçekten diğer markalar ile kapışacak derecede iyi ve titiz bir çalışma ile yapılmış. Fakat göz mercekleri bu malzemelerin sanki artık parçaları ile yapılmış gözlemini üzerimde bıraktı. O yüzden göz merceklerine pek sıcak bakmıyorum. 1 adet göz merceği veriliyor. 2. göz merceği ise teslimatın üzerine ek para ödeyerek alınıyor. 1. göz merceğinin özellikleri; 26mm olarak ve plössl olarak teleskopa yerleştirilmiş.

Bresser Messier AR102 İle Gözlemlenecek Gezegenler

Gözlem kalitesi en üst seviyede tutulmuş Bresser Messier’da gözlem yapmak gerçekten heyecan verici bir hal alıyor. Ekvatoryal kundağı sayesinde, teleskopun kontrolü aşırı derecede basit kalıyor ve amatör gözlemcilerin zorlanamayacağı bir şekilde müşterilerine sunuluyor. Bu ince ayrıntı çok iyi düşünülmüş diyebilirim. Gözlem anılarımdan bahsedecek olursam;

Satürn, aşağıdaki fotoğrafta da görmüş olduğunuz gibi aşırı derecede net ve kaliteli bir gözlem yapma olanağı sağlıyor. Işık kirliliğinin olmadığı yerlerde daha net ve parlak olarak gezegen gözlemi de yapabilirsiniz. Bunun yanında büyütme gücü de gerçekten olağanüstü seviyede iş yapıyor ve zoom yapıldığında hiçbir şekilde titreşim, sallantı meydana gelmiyor.

Not: Bresser Messier AR102 ile kapalı havalarda gözlem yapmanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü teleskopun ışık alma kapasitesi aşırı derecede gelişmiş bir yapıya sahip değil. Onun için açık havalarda gözlem yapmanızda fayda var.
Bresser messier ar102 ile gözlem

Bresser Messier AR102 Almalı Mıyım?

Teleskopun kalitesine göre fiyatı normal düzeyde tutulmuş. Bresser markası piyasada yeni olsa da iyi ürünler çıkartarak Türkiye piyasasına sıkı bir giriş yaptı. Amatör veya profesyonel olarak gök bilim ile ilgileniyorsanız., iki kategoride de sizi yarı yolda bırakmaz. Aksine çok iyi bir gözlem arkadaşınız olabilir. Tabii ki, teleskopu almanızdan yanayım.